Son yıllarda hızla globalleşen dünyada firmaların fikri sınai haklarının korunması ve bu haklara karşı gerçekleşen tecavüzlerin engellenmesi son derece önem kazanmakta ve gerek yerel gerek global şirketler nezdinde bu hususta farkındalık oranı gittikçe artmaktadır. Ancak bu durum Türkiye gibi sanayisi devamlı gelişmekte olan ve dava yükü halihazırda yüksek bir ülkede dava yükünün özellikle fikri sınai haklar uyuşmazlıklarında da artmasına sebebiyet vermekte olup, mahkemelerin çalışmalarını yavaşlatmakta olduğu görülmüştür.

Bu durumun üstesinden gelebilmek adına de 19 Aralık 2018 tarihli 30630 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanan 7155 Sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesine yapılan ekleme ile ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında arabuluculuk yoluna başvurulması bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda Türk Ticaret Kanunu ve fikri sınai haklar mevzuatları uyarınca; Türk ve yabancı gerçek ve tüzel kişilerin lisans sözleşmelerinden, fikri mülkiyet haklarının devrinden veya fikri mülkiyet haklarının ihlalinden doğan veya bunlar gibi fikri mülkiyet hukuku ile ilgili konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda dava öncesi arabuluculuk yoluna başvurulması zorunlu hale getirilmiştir. Kanunun istisnası ise bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar ile sınırlı olup bu davaların açılmasından önce arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

1 Ocak 2019’da yürürlüğe giren bu düzenleme ile karşılaşılan hukuki uyuşmazlığın arabulucu vasıtası ile herhangi bir dava açmaksızın azami 6+2 haftada çözümlenmesi amaçlanmakta bu yolla hem başvurucular nezdinde zaman ve paradan tasarruf yapılarak hem de mahkemeler üzerinde oluşan iş yükü azaltılmak istenmektedir. Arabuluculuk görüşmelerinin ve sunulan delillerin üçüncü taraflara tamamen gizli olması hususu ile de özellikle ticari itibarını sarsmak istemeyen yerli ve yabancı şirketler için mevcut uyuşmazlıklarının daha efektif şekilde çözümlenmesi hedeflenmiştir.

Ancak burada arabuluculuk görüşmelerinin ne kadar etkili olarak gerçekleştirildiği hususu önemlidir. Zira özellikle fikri ve sınai haklar hukuku alanı; genel hukuk bilgisinin yanı sıra her bir ayrı fikri ve sınai mülkiyet konusuna özgü içtihatları, dinamik yapıya sahip devamlı olarak değişen ve güncellenen ulusal ve uluslararası düzenlemeleri ve gelişmeleri takip etmeyi gerektiren bir alan olup, arabulucuların da bu alanda sektör konusunda, tarafların talepleri ve uzlaşma sağlama zeminleri hususunda bilgili kişiler olmaları gerekmektedir. Bu sebepten ötürü şu aşamada arabuluculuk sistemi beklenen performansı sergileyememektedir. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuğun uygulandığı 20. günde Arabuluculuk Daire Başkanlığınca yayınlanan değerlendirme notunda Başkanlığa gelen başvuru sayısının 3547’ye ulaştığı; ancak arabulucuların ön hazırlık aşamasını yapmadan ilk oturum gerçekleştirdikleri, açık uçlu soru sormadıkları, tarafların anlaşamayacaklarını gördüğünde son bir çözüm önerisinde bulunmadıkları, müzakere içinde aktif olmadıkları, mevcut 6+2 haftalık sürenin efektif kullanılmadığı yorumları yapılmış olup özellikle bu alanda arabulucuların yeterli bilgi birikimine sahip olmamalarından ötürü bir alternatif uyuşmazlık çözümü yöntemi olarak etkin olamadıkları görülmektedir.

Yukarıda açıklanan sebepler ile; fikri sınai hak uyuşmazlıklarında arabuluculuk kurumu her ne kadar bir dava şartı haline getirilerek uyuşmazlık ile ilgili dava açılmadan önce bu kuruma başvurma zorunluluğu kanun koyucu tarafından düzenlenmişse de gelinen şu aşamada sistemdeki eksiklikler ve arabulucuların bilgi ve deneyim eksikliği sebebiyle görüşmelerde aktif rol oynayamaması nedenli arabuluculuk sistemi şimdilik beklenen faydayı gösterememekte ancak ilerleyen zamanda bu alanda çalışan arabulucuların uzman kişilerden seçilmesi halinde zaman ve dava yükü açısından faydalı olacağı düşünülmektedir .

Av. Demet YILMAZ UTKANER – Av. Kaya KAYAOĞLU